Neden Aile Eğitimi/Uzaktan Eğitim Sürecinde Ailenin Rolü - Bilecik Birlik
SON DAKİKA

mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir

Neden Aile Eğitimi/Uzaktan Eğitim Sürecinde Ailenin Rolü

Eğitimci Yazarımız M .Güneş Berberoğlu’nun, “Neden Aile Eğitimi/Uzaktan Eğitim Sürecinde Ailenin Rolü”  başlıklı yazısı…

Bu haber 30 Haziran 2020 - 11:02 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Eğitimci Yazarımız M .Güneş Berberoğlu’nun, “Neden Aile Eğitimi/Uzaktan Eğitim Sürecinde Ailenin Rolü”  başlıklı yazısı…

Neden Aile Eğitimi Demiştim?

Bu süreç bize çok şey öğretti. Ezberleri bozan hiçbir rutine uymayan bu zorlu süreçte; bireysel, sosyal hayatımızın her anlamda yeniden şekillendiğini hep birlikte yaparak yaşayarak öğrendik.

13 Mart 2020 tarihinde okulların bir süreliğine ara verilmesiyle başlayan bu farklı yaşam biçimi, hepimize birçok şeyi defalarca sordurdu, sorgulattı.

Bu sorular ve sorgulamaların cevapları; başlı başına her biri yeni bir felsefe yeni bir öğretiydi. Ortaya aniden çıkan bu gerçekle yüzleşmek hiç kolay olmadı. Bildiğin bir şey üzerinde düşünmek  ve tavır belirlemek kolaydır. Daha problemin ne olduğunu ve kaynağını bile tespit edemeden; bilmediğimiz bir düşmanla savaşmamız gerekiyordu.

Düşünmemiz gereken uzun bir zaman da yoktu. Çünkü zaman, hüküm götürmezdi. Pratik zeka isterdi zaman. Bu sefer adını henüz koyamadığım pratik zekanın da üstünde bir kriz yönetimi gerekiyordu.

Bu, insanın normal süreçte kendi düşünce ve alışılagelmiş davranış-tutum haline hükmetme biçiminin yeniden şekil alması demekti. Hızlıca harekete geçmekle birlikte hata yapmama sorumluluğu da olması elzemdi. Çünkü içinde bulunulan zorlu sürecin henüz tanımı bile  yapılamamışken, yol belirlemeye çalışmak hem çok gerekli; hem de çok çok zor bir sorumluluğu üstlenmek demekti.

Bu süreci, kendimizce en doğru olanı bulup önce bireysel -ailesel; sonra toplumsal ve eğitim öğretim boyutu ile yönetmek için, her şeyden önce bir yol belirlemek şarttı. Çünkü hayat devam ediyordu.

……

İnsanın yaşamını kontrolü ve ayakta kalma çabası içinde; hayatına yeni eklenen pandemik bir sorunla baş etmeye çalışması, insanlığa birçok yeniliği ve bilim kurgu filmlerini aratmayan cinsten korkutucu, kaygı verici yeni bir yaşam biçimini modelli yordu.

İşte tam bu evrede her birey kendince bir çözüm bulmalıydı.

“İnsan her ne kadar sosyal bir varlık olsa da; aslında insan ,yalnız doğar ve yalnız ölür.”

Bu ortaya çıkan durum; bize bunu, bir kez daha en acımasız haliyle öğretti. Ortada acımasız bir düşman vardı ve nereye kime ne zaman saldıracağı belli değildi. Önce kendini bu düşmandan korumak, sonra da aileni ve çevreni koruyabilmek için bildiğin tüm savunma mekanizmalarını denemek; ama işe yarayıp yaramadığını bile kestirecek zamanın olmadan harekete geçmen gerekiyordu.

Ortada yüksek bir öz güven kaybı, köşeye sıkışmış hissi, kaygı ve korkularla hayat en acımasız haliyle yine de  durmadan ilerliyordu.

Çocuklarına, anne-babasına bile yardım edemeyen aciz bir varlığa dönüşüyordu insan…

“Normal zamanda psikolojisini iyi yönetebilen ve pratik zekaya sahip olanlar, bu süreci daha kolay yönetebildi.”

…….

“Korku ve kaygı hali insanın aslında en büyük düşmanıdır. Korkan insan, bir başkasını bir kenara bırakalım, kendini bile yönetemez .”

Bu süreç bize çok şey öğretti,  işte bunların en başında vizyon ve misyon kavramlarının, insan hayatındaki elzem durumunu, çok defa sorgulattı.

“Bu süreci vizyon ve misyonu olanlar bana göre başarıyla atlatacak. Henüz süreç devam ediyor; ancak ortada akan bir zaman var ve bekleyip uzun uzun düşünmeye de zaman yok.”

Hangi durumda olursa olsun ileriyi görebilmek ve öngörülü olabilmek, insana zaman kazandırır. Öngörülü insan, bir şeyleri bekleme ihtiyacı duymadan kestirir. Bu duruş biçimi, vizyon ve misyon kavramlarını öne çıkarır.

Hayatta varlık sebebi ve çizgisini iyi tespit etmiş olan insan, hangi durum ve olaylarla karşılaşılırsa karşılaşırsın,  kendine uygun olan yolu hızlıca seçebilir.

“Hepimiz Ekmek Yapmayı Öğrendik mi?”

Hepimiz bu zorlu süreci, kendimizce yaşadık. Anlatmaya çalışsak da hep bir şeyleri eksik anlatmış oluruz. Aslında – beraberce karşımıza çıkan aynı durumu aynı anda-yaşadık.

Ama hepimizin olayları anlama algılama ve yönetim biçimi farklı olmuştur. Ve bizde bıraktığı izler ve deneyimler de elbette …

“Ama bence bir şeyi hepimiz ortak aynı  düzeyde etkilenerek yaşadık. Çocuklarımızın ruh ve beden sağlığını koruma ve onların eğitim öğretim sürecini yönetebilme kaygısı.”

Zaman zaman zorlandık, yolumuzu kestiremedik, ama eğitime sarılmak işimizi kolaylaştırdı. Çünkü insan dinamik bir varlıktır ve durağanlık insanın hem metabolizmasını hem de ruh sağlığını çabucak bozabilir.

Çocuklar için de bu dinamizm gereksinimi, her şeyden önce düşünülmelidir. Yani hayatın akan zamanına uyum içinde bir hareketlilik olması gerekir. Tıpkı bir yelkenliyle denize açılmış olmak gibidir yaşam daima.

Durunca rotanı kaybedebilirsin. İşine gücüne sarılmak ve dinamik bir yaşam biçimi seçmiş olmak, vizyon ve misyonuna uygun şartları tavırları belirlemiş olmak oldukça önemlidir .

“Çocuklar için de eğitim öğretim, oyun ve anne baba ile geçirilen zamandır yelkenli.”

İşte bu süreçte de aileye büyük görev ve sorumluluk düştü normal süreçte olduğu gibi.

Çünkü öğretmen bir yere kadar çocuğa dokunabilir, önce ailenin çocuğu ile ilgili bir dinamizmi belirlemiş olması gerekir .

Ailenin, çocuğun günbegün bizim tavır ve davranışlarımıza göre şekil alan dinamik bir birey olduğunu bilmesi ve bu tavrı merkeze alan bir yaklaşım belirlemesi gerekir .

İşte ezber bozan bu süreçte; bir kez daha eğitimde ailenin rolünün önemini fark ettik. Ne kadar istesek de bazı çocuklara dokunamadık, çünkü  bazı aileler, eğitimden uzak kaldığında çocuğun ruh ve beden sağlığını koruyabilmenin zorluğunu kavrayamadı.

………

Ama birçoğumuz ekmek yapmayı öğrendik. Çoğumuz daha önce denememiş olsa da evde ekmek yapma girişiminde bulunmuştur bu süreçte .

Çocuklarımız bizlerin elinde bir oyun hamurudur. Bu süreçte bu ayrımı bir kez daha fark ettik. Çünkü evde onlara daha çok zaman ayırdık bu süreçte. Ve belki onları daha iyi tanıdık. Aslında kendi çocuklarımızdı onlar;  ama yaşam koşullarımız en değerli varlıklarımıza bile zaman ayırmaya fırsat vermiyordu .

Bu süreç çok şey öğretti demiştim. Ama en çok vefayı, sadakati, birliktelik ruhunun gücünü öğretti .

Birçok platformda, eşlerin rolleri değiştiği konuşuldu. Evde hepimiz birçok rolü birlikte üstlendik.

Bazen ekmek yaptık, bazen çamaşır, bulaşık; ama birçok şeyi rollere bakmadan yaptık,  uyguladık. Bizim evde ekmeği eşim yaptı mesela…

Ama rahatlıkla söyleyebilirim ki çoğumuz ekmek yapmayı öğrendik ya da denedik en azından. Belki ilki güzel olmadı ama zamanla  şekilsiz hamuru  mis kokulu ekmeğe çevirdik .

Evde çocuğumuza anne baba öğretmen olduk; arkadaş, dost , psikolog , aşçı …

Bence eğitim anlamında biz toplum olarak çok güzel işlere imza attık. Beklemeden harekete geçtik ve çocukları eğitimden uzak tutmadık; böylece bu süreçte çocukların ruh sağlığını  da korumuş olduk ve eğitim öğretimden de mahrum etmemiş olduk .

Anne babalık öğrenilebilir uzunca bir süreç çünkü. Çocuk büyüdükçe anne babalık da büyür demiştim önceki yazılarımda. Bunu bu süreçte yeniden defalarca keşfettik. Biz büyüdük,  azalmadık, çoğaldık.

Yeni deneyimler ekledik anne babalığımıza,  eğitimciliğimize, hayatımıza…

Eğitimin içine “ailece” aktif olarak girdik aniden.

“Biz ekmek yapmayı öğrendik .”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.