ÜNİVERSİTEMİZ KÜLLERİNDEN DOĞARMI? - Bilecik Birlik
SON DAKİKA

ÜNİVERSİTEMİZ KÜLLERİNDEN DOĞARMI?

2 gün evvel Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi’nden gelen bir telefon ile Üniversitemizin yeni Rektörü Prof Dr Şükrü Beydemir’in gazetecilerle görüşme programı düzenlediğini öğrendim. Program dahilinde Gazetemize 1 Nisan 2020 Çarşamba saat 16.00 Pelitözü Gölpark’ta bulunan Üniversite Sosyal Tesislerinde randevu verilince önce bunun “1 Nisan şakası” olacağını düşündüm. Malum eski yönetim tarafından “aforoz edilen gazete” olarak böyle bir ironi içinde olmam gayet normaldir.

Bu haber 02 Nisan 2020 - 11:44 'de eklendi ve kez görüntülendi.

2 gün evvel Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi’nden gelen bir telefon ile Üniversitemizin yeni Rektörü Prof Dr Şükrü Beydemir’in gazetecilerle görüşme programı düzenlediğini öğrendim.

Program dahilinde Gazetemize 1 Nisan 2020 Çarşamba saat 16.00 Pelitözü Gölpark’ta bulunan Üniversite Sosyal Tesislerinde randevu verilince önce bunun “1 Nisan şakası” olacağını düşündüm.

Malum eski yönetim tarafından “aforoz edilen gazete” olarak böyle bir ironi içinde olmam gayet normaldir.

Verilen randevuya 15 dakika evvelinden gittiğimde uzun zamandır görmediğim Yüksel Alhanlıoğlu hocamızla karşılaşmak ve onunla hasret gidermek keza Sosyal Tesisin Cafe Restaurant İşletmecisi Mehmet Fatih Yücel abim ve personelinin sıcak ve samimi karşılamasını da sayacak olursak doping etkisi yaratacak bir sinerji oluşturduğunu itiraf etmeliyim.

Saat 16.00’da yeni Rektörümüz Prof Dr Şükrü Beydemir, Rektör Yardımcımız Prof Dr İlhami Yurdakul, Rektör Danışmanımız Öğretim Görevlisi Özgür Özcan ve Basın Sorumlumuz Öğretim Görevlisi Engin Dumlupınar geldiler.

Coronavirüs sebebiyle sosyal mesafenin korunma önlemleri ışığında salonda ki yerimizi aldık ve ana tema üniversite üzerine istişarelerde bulunduk.

Rektörümüzün ve ekibinin kararlı, bir o kadar da net sözleri karşısında ve Üniversitenin son döneminde yaşananlar bana “Anka Kuşu’nun hikâyesini” hatırlattı…

“Küllerinden doğan yani, Zümrüdü Anka kuşu öleceğini hissettiği zaman kendisine ağacın kuru dallarından bir yuva yapar ve hiçbir zaman ne olduğu anlaşılmayan bir yapışkanla yuvayı sıvar, yuvanın içinde ölümü bekler.

Ta ki güneş bütün görkemiyle ortaya çıkıp, kuru dalları yakıncaya kadar… Simurg oluşturduğu yuvada yanarak ölür ve küllerinden yeniden doğar.
Bu kısır döngü sürerken, kuşların başına bir gün öyle bir talihsizlik gelir ki, Simurg’tan yardım istemeleri gerekir. Birden Simurg’un uzun süredir hiç görünmediğini fark ederler. Öyle çok beklerler ki yuvasından çıkıp havalanacağı anı. Sonunda umudu keserler. Tam her şeyin bittiğini düşündükleri bir anda, çok uzaklardaki bir ülkede, Zümrüdü Anka kuşunun kanadından bir tüy bulunur. Umutları yeniden yeşeren bütün kuşlar, birlik olup Simurg’un yuvasına gitmeye karar verirler.

Ancak Zümrüdü Anka kuşu yuvası, etekleri bulutların üstünde olan, görkemli Kaf Dağı’nın tepesindedir. Oraya ulaşmak için, yedi dipsiz vadiyi geçmek gerekmektedir. Bu vadiler öyle zorludur ki, yolda bir sürü kuş kaybolur.”

Hikayede anlatılanlar yeni döneme rehber olacak şekildedir.

Üniversitemiz bu şehrin yüz akı olması gereken ilim, irfan yurdudur. Aynı zamanda şehrin ekonomik açıdan katalizörüdür.

Rutin değişiklilerin yanı sıra radikal değişimlerin olması gereklilikten öte elzem bir durumdur.

Rektör hocamızın sözleri arasında bir yer vardı ki şayet bu gerçekleşirse Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi küllerinden yeniden doğar.

Her şehirde Üniversite – Sanayi İşbirliği mevcuttur hatta ilimizde de bunu görüyoruz ancak Üniversite – Toplum işbirliği bir çok şehirde olmayan bir durum.

Toplum, üniversiteye sahip çıkar ve işbirliği içinde olursa o zaman menzile ulaşılmış olur.

Sanayici ve İş adamları aynı zamanda toplumun bir parçasıdır ancak parçanın bir kesimidir.

Yani toplumun tam olarak kendisi değildir.

İşte Rektör hocamızın ana hedeflerinden birisi olduğunu ifade ettiği Üniversite – Toplum işbirliği yıllardır ilimizin özlemidir.

İlçelere fakülte, meslek yüksek okulları, bölümler istemek yetmez.

Orada yaşayanlar üniversiteyi kabullenmek adına hazır mı, yeterli altyapı mevcut mu bunların sağlanması ancak toplumsal işbirliğiyle gerçekleşir.

Toplum olarak “biz ne yaparız, ne verebiliriz” dedikten sonra zaten Üniversite yönetimi üzerine düşeni yapacaktır.

Yeni Rektörümüzün ve ekibinin işi zor gözükse de ben kısa bir sürede üniversite üzerinde oluşturulan tahribatın pansuman ve tedavisinin yapılacağını düşünüyorum.

Ben inanıyorum; “Üniversitemiz küllerinden doğacak”

Son olarak;

Yıllar evvel dikilen ağaçların olduğu bölgeye KYK Yurdu yapılmasına müsaade edenler, görevde yükselme sınavlarının mülakat bölümünü yeni döneme bırakan, sınav iptal edilince de feryat figan ah eden vah edenler;

Bırakın artık kısır çekişmeleri ve yeni dönem için kapalı kapılar ardında yeni plan, senaryo ve kurgular yapmayın.

Artık kabul edin, sizin devriniz bitti!!!

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.