9 Nisan 2020

Bilecik Birlik

Gücü adında

ŞANTAJCI GAZETECİ NASIL MUSALLAT OLUYOR

Yazımızda geçen hadiseler ilimizde yaşanmış ve yaşanmaya devam eden gerçek olaylardan yola çıkılarak kaleme alınmıştır. Kişi, kurum ve kuruluşlar gibi şantajcı sözde gazetecide gerçektir.

Yazımızda geçen hadiseler ilimizde yaşanmış ve yaşanmaya devam eden gerçek olaylardan yola çıkılarak kaleme alınmıştır. Kişi, kurum ve kuruluşlar gibi şantajcı sözde gazetecide gerçektir.

Zavallı,  ama ortalığı karıştırmakta çok mahir, bu sözde gazeteci… Duyduğu dedikoduları doğruymuş gibi önce kendi inanır, sonra etrafına anlatır, birkaç gün sonra da, kendi yalanını başka ağızlardan duyar ve koştur koştur  haber adı altında yayınlar.

Dedikodu haberlerle kişi, kurum ya da kuruluşları  karalar, iftira atar, ya da çamur at izi kalsın mantığıyla hareket ederek gözdağı verir ki amaç, dedikodusu yapılan kişi ya da kişilere şantaj yapmaktır.

Mesela, bir esnaf, anlaşmazlık yaşadığı bir başka esnafla, sokak ortasında ulu orta kavga etmiştir, zavallı sözde gazeteciye birileri  bu kavganın, güvenlik kamera görüntülerini servis eder, sözde gazeteci  bu görüntüleri de kullanarak, “vay sen kavga ettin ha, kavga sebebin de bu. vs” der çemkirir ve bu görüntüleri de kullanarak dedikodu üretir…

Kavga eden kişi, üzerine yapışan belanın farkına varır, zavallıyı çağırır; “Ne istiyorsun der, para istiyorum” der zavallı…

Sırf bu musibetten kurtulmak için, para vermeye razıdır, aslında zokayı yutmuştur, “Şantajcı”

Beyaz eşya satıcısı gibi pazarlık yapar, üç aşağı beş yukarı anlaşılır.

Mağdurumuz, şantaja boyun eğmiştir ve Şantaj  parasını sadaka niyetine bizim zavallıya verir.

Şantajcı istediğini elde etmiştir, ve hızını alamaz, sıra başkalarına gelir.

Yolsuzluk iddiaları ve dedikoduları yayınlar durur , yeter artık susturun şu adamı diyene kadar da sürer bu durum…

Dedikodu derken, hakkını da yemeyelim,  yazdıklarının bir kısmında gerçeklik payı  vardır, kendi gibi çapsız birkaç işbirlikçi içeriden tüyoları verir, o yazar “Falanca yerden rüşvet almışsınız”  der.  “Milyonlarca avanta indirmişsiniz” der…

Sözde gazeteci, Savcı edasıyla yüklenir de yüklenir…

Tehdit ve şantaj amaçlı yazdıklarının son cümlesi de aşağı yukarı aynıdır…

Olayların Yakın Takipçisiyiz…

Bu işin peşin bırakmayacağız…

Halk adına bu işlerin takipçisiyiz…

Kamu adına kirli işleri ortaya çıkaracağız…

Az sonra….

Yakın zamanda…

Çok kısa süre sonra, gibi tabiri caizse “Avantamı vermezseniz devamını getiririm” anlamında sözcüklerle bitirir sözde haberlerini…

Zokayı atıp beklemeye başlar. Ses çıkmazsa bir kez daha tekrarlar haberini,  çünkü içerideki işbirlikçilerinden tüyolar gelmektedir kendisine, “Bak senin haberinden rahatsız oldular ya da bekle biraz daha” der içerideki hain işbirlikçiler!

Zavallı gazeteci tehdit eder, şantaj yapar ve bekler.

İçerideki hain işbirlikçi, sanki olan bitenden habersizcesine, Şantajın muhataplarına gider; “Bu adamı susturmamız gerekiyor, istediği parayı verelim aleyhinize yazmasın”  der, aracılık yapar ve “on binlerce lira” sözde gazeteciye verilir…

Bazen birikmiş bir takım borçlar (kira, kumar, kredi borcu vb) ödenir, şantaj havuzundan…

Şantajcı gazeteci, deyim yerindeyse; “YOLUNA ÇIKMIŞTIR”…

Onun işi şantaj yaparak açığını yakaladığı kişi kurum ya da kuruluşlardan nemalanmaktır ve bunda da yıllardır başarılı olmaktadır…

Peki bu sözde gazeteci özde zavallının, işbirlikçilerine ne demeli?

Niçin kendi arkadaşlarının kuyusunu kazmaktadır bu işbirlikçiler?

Gerçekten, yolsuzluk yapılıyorsa  niçin başta parti temsilcilerine, durumu bildirmez, ya da yetkili kurumlara ihbar etmez de,“tetikçi” gibi kullandıkları sözde gazeteciyle iş bitirirler?

“Kumpas” kurmakta marifetli olan bu işbirlikçilerin amacı nedir ?

Aslında sorun, “tetikçide” değildir.

Sorun olan  bu “Kumpasçı” işbirlikçilerdir?

Amaçları da mevki, makam kapmaktır.

Genel merkeze “Bak biz dururken bunları başa getirdin”  mesajı vermektir.

Kapalı kapılar ardında, pazarlıklar yaparak kendi mevkilerini sağlama almaktır .

Durum bundan ibarettir.

“Tetikçi bir gazete ve tetikçi gazeteyi” besleyen, koruyup kollayan “kelli felli adamlar” hem kendi kuyularını kazıyor hem düşmanlık besledikleri kişilerin, aradan sıyrılan bizim sözde gazeteci de hem ömründe göremeyeceği kadar çok parayı zahmetsizce cebe atıyor hem de kasım kasım kasılarak ne büyük gazeteci olduğunu gösteriyor herkeslere!!!

Şantaja maruz kalanlar; Şimdilerde bu “tetikçi ve işbirlikçilerinden” iyice bunalmış durumdalar ve dananın kuyruğu yakın zamanda kopacak,  o zaman seyreyleyeceğiz gümbürtüyü o da başka bir mevzu…

Kısa bir not ya da uyarı  ekledikten sonra konuyu şimdilik kapatalım….

Ey “Şantaja maruz kalan MAĞDUR”lar…

Niçin ben diye sordunuz mu hiç ya da , Niçin tehditlere boyun eğiyorsunuz?

Kolunuzu kaptırdığınız şantajcıdan niçin kurtulamıyorsunuz?

Yoksa sözde gazetecinin yazdığı dedikodu türünden yazdıkları doğru mu?

Her şeyden ötesi hakkınızda yapılan yüz kızartıcı suçlamalara cevap dahi vermiyorsunuz neden?

Yazılanlar yalansa niçin tekzip etmiyorsunuz?

Niçin dava açmıyorsunuz o tetikçi ve işbirlikçilerine ?

YOKSA !!!!!

Şantaj ; Herhangi bir maddi veya manevi çıkar sağlamak amacıyla bir kimseyi, kendisiyle ilgili lekeleyici, gözden düşürücü bir haberi yayma veya açığa çıkarma Tehdidiyle korkutma. Türk Ceza Kanunu’nun 107. maddesine göre ise bir kimsenin şeref veya saygınlığına zarar verecek hususların açıklanacağı tehdidiyle menfaat temini, failin hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından söz etmesidir.

Şantaj yapan kişiye ise şantajcı” denmektedir.

Hukuken Suç sayılmaktadır.

Türkiye”de şantaj yapan biri TCK’ye göre bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar Adli Para cezası ile cezalandırılır.

Kaynak: Serdar TAY /bakirkoymerkez.com