4 Nisan 2020

Bilecik Birlik

Gücü adında

YAŞADIĞIN ŞEHİR KADERİNDİR

Şehirlerde yaşayan insanlar yaşadıkları şehirlerin kaderlerini belirlemede önemli rol oynarlar.  Ancak, İbn-i Haldun’un “coğrafya kaderdir”  ifadesiyle insanların yaşadıkları şehirler de onların kaderidir.

Şehirlerde yaşayan insanlar yaşadıkları şehirlerin kaderlerini belirlemede önemli rol oynarlar.  Ancak, İbn-i Haldun’un “coğrafya kaderdir”  ifadesiyle insanların yaşadıkları şehirler de onların kaderidir.

Şehirlerin de insanlar gibi kaderlerinin olduğuna düşünenlerdenim.

Ne var ki “insanların kaderi, kendi çabalarına bağlı kılınmıştır”.

Oysa şehirlerin kaderini insanlar belirliyor.

O şehrin valisinden, belediye başkanına; milletvekillinden, il bürokratına kadar birçok yönetici şehirlerin kaderini belirliyorlar.

Bizler şehrin kaderini belirleyen ve bu şehirde yaşayanlar olarak her yerel seçimde olduğu gibi 31 Mart yerel seçimlerinde de şehrin kaderini belirleme yöntemi olarak, genel iktidarın 3 dönemlik yerel Belediyeciliğini taca atıp, benzemez muhalefet partilerinin oluşturduğu ittifak adayını seçerek belirledik.

Ancak gel gelelim 9 aylık süreçte şehrin kaderinin belirlenmesinde büyük rol oynayan hiç kimse bu durumdan memnun değil…

Mesela bir türlü çözülemeyen trafik ve araç parkı problemine, mesela sanayi, turizm, eğitim şehri olamayışına, mesela marka değerlerinin ülke gündemine bir türlü gelemeyişine.

Nedense trafik ve araç park problemimiz bir türlü çözülmez.

Özellikle sabah ve akşam saatlerinde tam bir trafik keşmekeşliği yaşanıyor.

Alternatif ana ve ara yollar oluşturulmadığı sürece bu problemin çözülmesi mümkün değil.

Marka değerlerimiz de, bir türlü ülke gündemine gelemeyen bir başka kadersizliğimiz…

Sözün kısası yıllardır kaderimiz hep aynı.

Geçmiş dönemlerde yakalanan yükseliş ivmesinde düşüşün yaşandığı son 9 aylık dönemde yapılan ortadayken önümüzde ki süreçte neler olacak merakla bekliyoruz.

Yapılanları yıkıp, döküp sökmek ve kılıf olarak “hatalı ve yanlış” etiketi yerine daha iyi ve güzel projelerle hareket edilebilmiş olsaydı bugün durum çok daha farklı olurdu.

Tarihi binada faaliyet gösteren geçmişte saray levhası olmasına rağmen halkın rahatlıkla girip çıktığı Belediye binasının Başkanlık makamında ki mobilyalarla mı marka şehir olacağız Allah aşkına…

Neyse ki, tarihi binanın dokusunu bozuyor diyerek alçıdan mütevellit tabloların sökülmesinde ki gösterilen reaksiyon ve tavrı “tarihi dokuya çok yakışan; İngiliz kraliyet sarayı tarzı mobilyalar” ile donatılmasında da gösterenlerin sayısının her geçen gün artması karşısında da aynı reaksiyon ve tavrı Belediye yönetimi olarak sizin de göstermeniz gerekmezmiydi?

Bilecik böyle günü kurtarma hamleleriyle tanıtılmaz…

Hala birçok yabancıya,  Bilecik dediğimizde “orası neresi” sorusuyla karşılaşıyoruz.

Yaşadığımız şehrimizin kaderinin müspet yönde bir an önce değişmesi ümidiyle…