SON DAKİKA

Bilecik Birlik

BELEDİYE BAŞKANI ETKİLİ OLMALI, SINIRSIZ YETKİLİ DEĞİL

İlimizde 31 Mart tarihinde yapılan yerel seçim sonrası seçim kazanan belediye başkanlarının bir bölümü beş yıllık dönemi “lale devri” gibi geçireceklerini düşünüyorlar. Makam arabaları, Özel kalem müdürleri, sekreter ve korumalar falan filan işte!!! Gerçekleştirecekleri devasa proje ve  hizmetleri seçmen ile buluşturacak ve seçim öncesi “Başkan seçildiğimde seni şu makama getireceğim” diye söz verdikleri eş-dost vaatlerini gerçekleştirebilmek için gün sayıyorlardı. Bugün gelinen noktada hemen hemen her Belediye ile ilgili konuşulan iki önemli husus var ki bunlardan birisi istihdam diğeri devir alınan Belediye borçları…

BELEDİYE BAŞKANI ETKİLİ OLMALI, SINIRSIZ YETKİLİ DEĞİL
Bu haber 07 Ekim 2019 - 21:25 'de eklendi.

İlimizde 31 Mart tarihinde yapılan yerel seçim sonrası seçim kazanan belediye başkanlarının bir bölümü beş yıllık dönemi “lale devri” gibi geçireceklerini düşünüyorlar. Makam arabaları, Özel kalem müdürleri, sekreter ve korumalar falan filan işte!!!

Gerçekleştirecekleri devasa proje ve  hizmetleri seçmen ile buluşturacak ve seçim öncesi “Başkan seçildiğimde seni şu makama getireceğim” diye söz verdikleri eş-dost vaatlerini gerçekleştirebilmek için gün sayıyorlardı.

Bugün gelinen noktada hemen hemen her Belediye ile ilgili konuşulan iki önemli husus var ki bunlardan birisi istihdam diğeri devir alınan Belediye borçları…

31 Mart tarihinde yapılan seçimin üzerinden an itibarı ile 191 gün geçti ve geçen bu süre içerisinde hem seçilen belediye başkanları hem de o belediye başkanına oy veren-vermeyen vatandaşların tamamı çok acı bir şekilde öğrendi ki “Genelde iktidar değilsen, yerelde iktidar olmanın bir anlamı yok”

Anavatan Partisinin kurulmasından ve 80 ihtilali sonrasında yapılan ilk genel seçimde iktidara gelmesinden hemen sonra yerel yönetimlerin daha iyi çalışabilmeleri adına bir taraftan belediyelere daha geniş yetki verilmesi, bir tarafta da yerel yönetimlerin yetkilerinin olağanüstü fazlalaştırılması sonrası siyaseti düşünenler bir noktadan sonra milletvekilliğini değil belediye başkanlığını daha cazip bulmaya başladılar.

İlimizde siyaset “Millet ne kadar istiyorsa, o kadar yapılmalı” esasına dayanmıyor, ancak beş yıllığına seçilen bir belediye başkanı siyaseti iyi okuyabiliyorsa bir kaç dönem daha belediye başkanlığı yapabiliyor olsa da son 36 yılda Mehmet Seven ve Selim Yağcı dışında bir dönemden daha fazla Belediye Başkanlığı yapan olmaması tezimizi destekliyor.

İlimizde 31 Mart tarihinde yapılan yerel seçim öncesi Ak parti belediye başkan adaylarını büyük oranda değiştirdi, anılan tarihte seçime giren başkan adaylarının bir kısmı seçimi kazanıp belediyenin mührünü başkanlardan aldılar, tekrar aday gösterilen belediye başkanlarının belli bir kısmı da yarışı muhalefet partilerin adaylarına karşı kaybettiler.

31 Mart tarihinden sonra koltuğa oturan belediye başkanları büyük bir şaşkınlık içerisinde ister kendi partilerinden olsun ister başka partilerden olsun görevi devraldıkları başkanların belediyeleri iflas noktasına getirdiklerini, geçen günleri har vurup harman savurduklarını büyük bir üzüntü, gelecek günler adına da bir o kadar endişe ile görmek zorunda kaldılar.

Böylelikle 1983 yılında 12 Eylül ihtilali sonrası demokrasiye geçişte yapılan ilk yerel seçimden bu güne kadar geçen 36 yıllık süre içerisinde belediyelerin daha doğrusu belediye başkanlarının ne kadar başıboş bırakıldıkları da önümüze çıkan tablo dolayısı ile ortaya çıkmış oldu.

Son günlerde Türkiye’nin dört bir tarafından gelen haberlerin büyük bir çoğunluğu belediyelerin karşı karşıya kaldıkları ekonomik sıkıntılar ile ilgilidir, Hemen hemen tüm şehirlerdeki belediyelerin borçları ve bünyelerinde bulunan fazla personel ile ilgili haberler taraflı tarafsız, partili-partisiz herkesi derin üzüntüler içerisinde bırakıyor.

Belediyeleri partisine bakmadan denetleyen kurumların nerede ise tamamen ortadan kalkması olanlarında “aman bu bizim partimizin belediye başkanı, Bu belediye başkanı yanlış uygulamalar yapmış olsa bile ona uygulanacak yaptırımlar neticede partimizin tamamına zarar verir” düşüncesi belediye başkanlarınıda adeta “Kral” haline getirdi.

Yerel yönetimlerin yıllar yılı SGK yada diğer vergileri ödemediklerini zaten biliyorduk, ancak son dönemlerde belediyelerin alış veriş yaptıkları esnaflara da ödeme yapmadıkları, gereğinden fazla personel istihdamı dolayısı ile giderlerinin gelirlerinden daha fazla olması sebebi ile belediyeye ait çeklerin faktöring firmalarına kırdırılıp para aldıkları gerçeği ile karşı karşıya kaldığımız günler ile karşı karşıya kaldığımız zamanlardayız.

Türkiye son 3-4 yıldır gözle görülür bir ekonomik kriz yaşıyor, yaşanılan bu krizden belediyelerinin etkilenmemesi elbette ki mümkün değildi, dolayısı ile yurt genelinde yatırımlar durup, belediyelerin en büyük gelir kaynağı olan inşaat sektörü de durunca belediyeler en ufak ödemeleri bile yapamadılar.

Görevini çok iyi yapan belediye başkanları var ancak başında bulundukları belediyeleri borç batağına sürüklerken kendi mal varlıkları anormal ölçüde artan belediye başkanları da 31 mart tarihinden sonra sanki hiçbir şey yapmamışlar gibi aramızda rahat rahat dolaşabiliyorlar.

Bugünden tezi yok, Mevcut iktidar yerel yönetimler ile ilgili çok büyük bir reform yapmak durumundadır, Harcamalar konusunda belediye başkanlarına verilen sonsuz yetkiler geriye alınmalı, mantığa uymayan alımlar ise anında durdurulmalıdır.

Vatandaştan toplanan vergileri har vurup harman savuran, Çarçur eden belediye başkanları da yanlış yaptıkları her fiil için kanun karşısına çıkacaklarını asla unutmamalıdır.

Alınacak son derece basit önlemler ile belediyeler belli bir süre sonra içerisine düştükleri bataklıktan kurtulabilirler, ancak bu zor durumdan belediyeleri çıkartacak ilk yöneticilerin Belediye başkanları olacağı da çok iyi bilindiğinden başkanların başı boş bırakılmamaları, hesap verebilir noktada olmaları var olan sorunların belli bir süre sonra ortadan kalkmasına vesile olacaktır.

Neticede çarçur edilen vatandaşın parasıdır.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER